Yazı Detayı
20 Ekim 2020 - Salı 18:38 Bu yazı 473 kez okundu
 
Dağlık Karabağ’ın Üzerine Bir Görüş (Analiz)
Muhammet Ali Tanık
malitanik@arasgazetesi.com
 
 

Dağlık Karabağ’ın Üzerine Bir Görüş (Analiz)

Son günlerde gündemde oldukça yer eden ve ehemmiyeti yüksek bir konu olan Dağlık Karabağ konusunda bir 
takım analiz ve görüşler…

Dağlık Karabağ, hukuken Azerbaycan’a bağlı olan günümüzde işgalci Ermeni güçlerinin (de facto) Artsah 
Cumhuriyeti adı altında bulunan Güney Kafkasya’da bir bölgedir. Bölgenin bu denli önemli olmasında etkili unsur 
ise zannedildiği gibi ekonomik amaç dahilinde olan bir sebep değil daha ziyade tarihi, kültürel ve stratejik 
unsurdur.

Bölgede tarım temel geçim kaynağı olmakla birlikte gün geçtikçe kangren olan ve Kafkasya’nın tıpkı 
diğer bölgelerindeki gibi S.S.C.B. sonrası dönemde oluşan Rusya Federasyonu’nun izlediği politikalar 
çerçevesinde bir dizi sorunlar oluştuğundan gelişmemiştir. Bu sorunlar temelinde S.S.C.B. ve hatta daha eski 17. 
Yüzyıla kadar dayanır.

Fakat S.S.C.B. ‘nin bölgeye hâkim olmak ve dahi Sovyetlere bağlı diğer cumhuriyetlerin 
merkezi yönetimle sıkı bağ kurması bununla birlikte yine hâkim olunan bölgelerdeki söz hakkını güçlendirebilmesi 
açısından sınırları dahilindeki her bölgede demografik politikalar izleyerek Sovyet siyasetinin ve gücünün etkisini 
arttırmak istemesi sebebiyle Dağlık Karabağ’ın da içinde olduğu çeşitli bölgelerin nüfus yapılarında değişiklikle 
beraber asimilasyon politikalarını da titizlikle uygulamıştır.

İşte Azerbaycan ve Ermenistan’ın, Dağlık Karabağ bölgesinde anlaşmazlığa girdiği nokta tam olarak da buradan hareket eder beslenir. Yukarıda belirttiğim gibi S.S.C.B.‘nin demografik politikası sonucu bölgeye tarihsel süreçte Ermeni yerleştirilmiştir. Bölgede iskân edilen Ermeni grupları silahlandırılarak güçlenmiş ve gün geçtikçe bölgede nüfuz alanını genişletmiştir. Hemen yukarıda 
söylenen tez ışığında “İşgalci Ermenistan” bölgede hak talep etmektedir.
Azerbaycan ise Dağlık Karabağ’ın 
hukuki olarak kendi toprakları olduğunu ve söz konusu Ermeni nüfusunun sonradan oluşturulan suni bir yapıda 
olduğunu ve bölgenin asli sahibi olan Azerbaycan devletine verilmesini savunur. Bu demografik nüfus 
politikasının kökeni ise Rusya’nın ezelden beri sıcak denizlere inme hedefinin bir ürünü ve bölge hakimiyetini 
güçlendirerek varlığını hakim kılma projesine dayanır ki bu durum da Dağlık Karabağ’ın çözülmeyen bir sorun 
olduğunu açıklar. Dağlık Karabağ problemi yerel bir sorun olmaktan çıkarak zaman içerisinde uluslararası bir 
boyuta taşınmıştır. Bunun temel nedeni şudur; Bölge Kafkasya’da stratejik ve ekonomik olarak güzel araçları 
(petrol, doğal gaz) olan bölgelerle komşudur.

Bu ölçekli coğrafi yakınlık devletlerin her zaman ilgisini çeker. 
Bölgedeki çatışma durumlarında uluslararası hukuka aykırı duruşlar ve davranışlar sergileyen Ermenistan bir 
yandan Rusya’dan destek bekler ve alırken diğer yandan katliamlar ve sivil kıyımlarına yönelir. Üstüne yasal 
olmayan hukuken dahi söz hakkı olmayan topraklara girerek işgalci tutumunu devam ettirirken, Azerbaycan 
diyalogdan, diplomasiden ve hakkı olan toprakları isteme arzusundan taviz vermeden politika üretir.

Söz konusu diplomasi çabaları Avrupalı devletler AGİT nezdinde destek olsa da dünya yine bu olaya sessiz kalmıştır. Bu 
kayıtsız tutumlar yanında BM ve AGİT’ in aldığı kararları Ermenistan’ın baltalama girişimi Ermenistan’ın terör 
zihniyetinde olduğunu uluslararası topluma göstermiştir. Alınan kararların çözüm getirmemesi sürekli yeni 
olaylara meydan açmaktadır. En son patlak veren savaş durumu neticesinde Azerbaycan kendi çaba ve 
politikalarıyla (askeri ve diplomatik) harekete geçmiş ve yıllarca terörist devlet Ermenistan’ın işgali altında 
bulunan topraklarını geri almaya başlamıştır. Bununla birlikte biliyoruz ki bölgede Rusya’nın onaylamadığı hiçbir 
şey çözüme kavuşturulmuyor. Bu yüzden bölgede küçük büyük çaplı çarpışmalar sürekli bir hal alıyor fakat son 
günlerde şiddetli ve Azerbaycan’ın zaferiyle devam eden bir savaş söz konusu Rusya ise bu duruma sessiz kalıyor. 
Bu sessizliğin çeşitli nedenlerini şu şekilde açıklayabiliriz;
Rusya, Paşinyan’ın destek taleplerini görmezden 
geliyor bu tutuma sebebiyet veren olaylar ise biliyoruz ki Sovyetler birliği yıkıldıktan sonra Rusya’nın 
Kafkasya’da ki en önemli müttefikinin Ermenistan olmasına binaen Azerbaycan ve Gürcistan’ın Rus etki 
alanından kurtulmak için izledikleri politikalar bu yüzden Ermenistan’ı, Rusya’nın karargahı haline getirdi. Zaman 
içerisinde ekonomik ve askerî açıdan besledi. Fakat bu zaman aralığında Azerbaycan gelişmeye ve iyi bir bölgesel 
güç olmaya başladı. Bununla birlikte Kuzeyde Abazha ve Güney Osetya bağımsızlık kazanınca Ermenistan artık 
eskisi kadar önemli bir yer olmaktan çıktı. Öte yandan Azerbaycan Cumhurbaşkanının bölgede Rusya’yı stratejik 
ortak olarak gördüğü buna karşın Paşinyan’ın ise iktidara gelirken batı yanlısı yaklaşımı ve batıyla yakınlaşma 
isteği gibi önemli konulardır. Açıklayıcı bir bakışla kısaca son gelişen olaylara Rusya , Paşinyan’ı Belarus devlet 
başkanı Lukaşenko gibi hizaya çekmek ve ceza vermek diğer taraftan ise bölgede ticari bağı güçlü tutması gerektiği 
gelişen ve güçlenen Azerbaycan devletinin varlığından ötürü sesliğini koruyor.


Türkiye’de bölgede yükselen ve söz sahibi olacak bir konumda, potansiyelini ve dış politika araçlarını gayet 
yerinde ve uygun kullanıyor bu da bize şunu gösteriyor. İlerleyen zamanlarda Türkiye’nin bölgede yeni bir güç 
merkezi olacağını gerek enerji gerek askeri gerek politik gücünü giderek arttıracağını bu gücüde diplomasi yoluyla 
gayet yerinde kullanacağını, Azerbaycan’ın ise haklı davasında öz yurtları için mücadelesini (Askeri-siyasi) olarakdevam ettirmesi gerekmektedir.
Özellikle bu dönemde büyük güçler kendi meseleleriyle uğraşmaktadır. ABD’de seçim yarışı ve pandemi krizi sürüyorken, Rusya Bir yandan Suriye diğer yandan Belarus ve Kırgızistan ile uğraşırken AB, Brexit sürecinin etkisiyle dağılan ortamı toparlamaya çalışırken, Azerbaycan “İşgalci Ermeni” varlığını kadim Dağlık Karabağ bölgesinden silmeli ve hakkı olan özlem duyulan güzel vatan toprakları ele 
geçirilmelidir.
Muhammet Ali Tanık
S.S.C.B./ Kafkasya Uzmanı

 
Etiketler: Dağlık, Karabağ’ın, Üzerine, Bir, Görüş, (Analiz),
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı